Yabancıya Satışta Değerlemenin Önemi

Düzenlemeyle olduğundan daha yüksek fiyatla satışın ve kayıt dışılığın önüne geçilmesi amaçlandı. Bir başka anlatımla yabancı yatırımcı açısından güvenle gelip yatırım yapabileceği bir ortam yaratılmasıydı esas olan. Buna neden gerek duyuluyor. Aslında cevabı çok basit. İstihdam sağlayabilmek için yatırıma, yatırım yapabilmek için tasarrufa yani paraya ihtiyaç duyuluyor. İşte ülke olarak tasarruflarımızın yeterli olmaması nedeniyle bizim de bu parayı ya dışarıdan borçlanarak ya da yatırımcı getirerek sağlama durumumuz söz konusu. Yani konu devlet meselesi. Konu devlet- millet meselesi olduğunda da bireysel kazanımların bir tarafa bırakılması gerekir. Ancak görünen o ki konunun ülkemiz açısından önemi hala tam olarak idrak edilememiş durumda. Şöyle ki geçenlerde değerleme raporlarının alım satımda anlaşılan fiyatın ya çok altında ya da çok üstünde kalan değerleri ihtiva ettiği bunun da satış iptallerine kadar gittiği gerekçe gösterilerek işlemin iptali yönünde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde girişimde bulunulacağına ilişkin haber basında yer aldı.

Bilindiği üzere; Değer ve fiyat birbirinden farklı iki kavram. Zaman zaman herhangi bir gayrimenkulün değerinin altında veya üstünde el değiştirmesi gayet normaldir. Zira fiyatı belirleyen arz ve talep dengesidir. Satışa sunulan bir gayrimenkulün pazarlama faaliyetleriyle yeterince bilinirliğinin sağlanamamış olması durumunda talebin düşük olması kaçınılmazdır. Bu da bahse konu gayrimenkulün değerinden satışını zorlaştıracak ve bir an önce elden çıkarılmak istenmesi durumunda değerinin altındaki bir fiyattan satışı gündeme gelecektir. Bununla birlikte tam tersi durum da söz konusu olabilir. Yani bahse konu gayrimenkulün etkin bir şekilde pazarlanarak bilinilirliğinin sağlanması ve rekabetçi bir talep ortamı yaratılması durumunda değerinin üzerinde bir fiyattan satılabilmesi de mümkündür.

Demek ki, pazarlama politikalarının etkinliği değeri değil fiyatı büyük oranda belirleyebiliyor. Hassas nokta da tam da burası. Zira gayrimenkulün o ya da bu fiyattan el değiştirmesiyle her şey bitmiyor, aksine o andan itibaren bir öykü başlıyor. Yatırımcının gelecekte vatandaşlarıyla, yakınlarıyla, iş arkadaşlarıyla velhasıl etrafında bulunan insanlarla paylaşacakları anılarını, tecrübelerini biriktirdikleri mihenk noktası oluyor. Eğer ki edinilen tecrübeler olumlu ise etraflarıyla paylaşılan bilgiler de pozitif olacağından güven ortamı oluşuyor ve ülkemize yeni yatırımcıların gelmesine neden oluyor. Aksi durumda da aldatıldığını düşünen yatırımcının ülkemizden çıkması ve olumsuz bilgi yayması nedeniyle de ülkemize yatırım yapmayı düşünen yatırımcıların başka alternatifleri tercih etmesi sonucunu doğuruyor. Değerleme raporunun yabancı yatırımcı ve ülkemiz ekonomisi açısından taşıdığı önemi idrak etmeli ve gerekliliğine ilişkin bilinci yaygınlaştırmalıyız. Diğer taraftan değerle ilgili uyuşmazlıklarda ise TDUB Değerleme Uzmanları Meslek Birliği’nden yardımcı olunması istenebilir.

Bu noktada göz önünde bulundurulması gerekli diğer bir husus da yabancıya satışın doğrudan yatırım kapsamında değerlendirildiği ve bir endeksle takip edildiğidir. Yatırımcılar tarafından oldukça önem verilen Yabancı Doğrudan Yatırım Güven Endeksi ülkelerin politik, ekonomik ve düzenleyici değişikliklerden nasıl etkilendiğini göstermekte. Son olarak 2019 yılında yayımlanan bahse konu endekse göre, yabancı doğrudan yatırımın yapılacağı en iyi ülke 2,10 puan ile Amerika Birleşik Devletleri’dir ve 25 ülke içinde 1. sırada yer almıştır. Bu ülkeyi Almanya 1,90 puanla 2.sırada ve 1,87 puanla Kanada 3. sırada takip etmiştir. Aynı yılda, Meksika 1,49 puanla en son sırada yer almıştır. (www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do)”. Ülkemiz ise 2019 yılında bu sıralamada 25 ülke arasında yer almamış olup, üst sıralarda yer almasını sağlamak ise hepimizin sorumluluğundadır.

Dünya genelinde neredeyse tüm ülkelerin ekonomilerinin bir düzensizlik içerisinde olması dolayısıyla ülkemizin de etkisi altında kaldığı içerisinde bulunduğumuz ekonomik durgunluk döneminde ülke olarak gayrimenkul stokunda fazlalık olduğunu da göz önünde bulundurmak suretiyle, ülkemiz ekonomisine toplamda katkı sağlayacak hususlara odaklanmalıyız.

Ülkemizi sevdiğimizi ve değer verdiğimizi ancak doğruları yaparak gösterebiliriz. Bir kitapta okumuştum, bir iş yaparken hep aklıma gelir: “bir kilimi üzerinde sevgiliniz gezinecekmiş, bir kaşkolü çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı içinde anneniz oturacakmış gibi yaparsanız; ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır.”

Son Yazılar

Kategoriler

Kategoriler

Menü